ÇİĞDEM
30 yaş
Fotoğrafa tıkla — tam ekran kaydır
- Yaş30
- Boy165
- Ölçüler90B, 58
- DillerTR EN
Detayları Göster — Profil
Antalya Kültür escort Çiğdem kendi evinde görüşür. Bakımlı, samimi sohbet, net sınırlar, hijyen ve gizlilik. Acele etmeden tanışmak isteyenler yazsın.
Selam, ben Çiğdem. Antalya’nın Kültür semtinde yaşıyorum. Kendi evim var; görüşmelerimi de orada yapıyorum. Bunu en başta söylemek istiyorum çünkü bazı şeyler net olunca hem sen rahatlıyorsun hem ben. Evim benim için dört duvar değil. Kapıyı kapatınca omuzlarımın indiği, kokusunu bildiğim, sessizliğini tanıdığım yer. Misafirimi de o yüzden burada ağırlıyorum. Dışarıda aceleyle girilen bir oda, henüz nefesini toplayamamışken başlayan bir sahne bana uymuyor. Sen geldiğinde de aynı şeyi istiyorum: kendini sıkışmış gibi değil, gerçekten oturabilmiş gibi hissetmen. Sen rahat olmazsan ben de olamam. Bu iş karşılıklı.
Alımlı ve seksi olduğumu söylerler. Saklamıyorum. Fiziğime dikkat ederim, bakımlıyım, özenliyim. Saçıma, tenime, duruşuma, evimin haline özen göstermek bana göre süs değil; kendime saygı. Ama asıl önemsediğim şey karşımdaki kişiyle kurduğum bağ. Beden tek başına yetmez. Bakış durmazsa, sohbet açılmazsa, odanın havası değişmezse geriye sadece acele kalır. Ben aceleyi sevmem.
Bana gelenler genelde “seninle konuşmak ne kadar rahatmış” der. Bunu duyunca şişinmem; içim rahatlar. Demek ki rol oynamamışım. Zorlamam. Kasılmam. “Şimdi şöyle durayım, şöyle konuşayım” diye kendimi sıkıştırmam. İlk birkaç dakika otururuz. Konuşuruz. Belki bir çay. Belki evin içinde düşük bir müzik. Belki sadece pencereden gelen Kültür’ün sakinliği. Gerisi çoğu zaman kendiliğinden gelir. Sohbet etmeyi severim. Gülüşmeyi severim. Bazen saçmalamayı da severim. İşte o arada bir şey olur. Onu uzun uzun tarif etmeye gerek yok; odanın sıcaklığı değişir, mesafe incelir, el bir yere konur, bakış bir saniye fazla durur.
Yakın teması severim. Öpüşmeyi severim. Aceleyle soyunulan, mekanik ilerleyen, “hadi bitsin” hissiyle geçen dakikalar bana soğuk gelir. Ben iz bırakmayı severim. Aceleyle geçen şeyler insanın aklında durmaz. Durmasını istediğim şeyler vardır: sesin tonu, çayın buharı, omzuna yaslanırken inen nefes, gülmenin ortasında duran bir bakış. Kültür’ün sakin atmosferi de buna uyuyor. Kalabalığın biraz uzağında, evimin sıcaklığında, telaşsız bir akşam daha mümkün oluyor.
Açık konuşayım, sınırlarım var. Bunları saklamam. Baştan söylerim. Netlik iki tarafı da rahatlatır. Sen de kendi sınırlarını söylersin. Oturur konuşuruz. Yanlış varsayımlarla ilerlemektense “bu olur, bu olmaz” diye konuşmak çok daha temiz. Kimse zihninden okunmak zorunda değil. Ben de senin aklındaki her şeyi tahmin etmek zorunda değilim. Konuşmak yeter. Sağlık ve hijyen konusunda netim; bu konuda taviz vermem. Evimin düzeni, temizlik, özen… bunlar lüks değil, temel. Gizliliğe de önem veririm. Aramızda konuşulan hiçbir şey, yaşanan hiçbir an üçüncü kişilerle paylaşılmaz. Aynı özeni senden de beklerim. Kusura bakma, bu konuda yumuşak değilim. Evimi açıyorum. Evimi açmak, birini içeri almak demek. Bunu ciddiye alıyorum.
Escort kelimesinin etrafında bazen soğuk bir karikatür kuruluyor. Saat tutan, yüzüne bakmayan, ezber cümlelerle ilerleyen biri. Ben öyle durmuyorum. Hayatın gerçekleri var, karşılıklılık var, zaman var. Ama o zamanın içinde insan olmayı bırakmıyorum. Yorgun geldiysen önce nefesini toplarsın. Konuşmak istersen konuşuruz. Sessiz kalmak istersen sessiz kalırız. Kapıdan içeri adımını atan herkes aynı hikâyeyi getirmiyor. Kimini iş yormuştur, kimini şehir, kimini sadece o günün ağırlığı. Ben karşımdakini kalıba sokmam. Sahte olmasın yeter.
Bedenimi seviyorum. Alımlı duruşumu, bakımlı halimi, yaklaşınca değişen nefesimi seviyorum. Ama dokunuşun bir anlamı olsun isterim. El belime konunca rastgele olmasın. Öpüşme bir formalite olmasın. Bazen öpüşme her şeyden uzun sürer. Bence öyle de olmalı. Yakınlık birden bire olmuyor. Önce odanın havası değişiyor. Ayakkabılar duruyor. Çanta bir kenara bırakılıyor. İnsan omuzlarını indiriyor. Ondan sonra gerisi geliyor.
Evimde ağırlamayı sevmemin bir nedeni daha var. Dışarıdaki bir yerde her şey başkasının kuralına bağlı. Koridor, komşu, dar zaman, yabancı koku. Evimde bunları ben ayarlıyorum. Işık nasıl dursun, oda nasıl koksun, çay var mı, müzik açık mı… küçük şeyler. Rahatlık da zaten küçük şeylerden oluşuyor. Sen geldiğinde “burası ev” hissini istiyorum. Sahne değil. Vitrin değil. Gerçek bir ev. Perde, sessizlik, duruş. Kendini oturtabilmen. Çünkü sen oturamazsan ben de açılamam.
İstersen önce yaz. Konuşalım. Tanışalım. Herkesin aklında bir resim oluyor; o resim çoğu zaman eksik kalıyor. Birkaç net cümle, beklentilerin konuşulması, sınırların netleşmesi… bunlar hem seni hem beni korur. “Acaba yanlış mı anladım” diye içerde dönen soru kalmasın. Ne istediğin, ne istemediğin konuşulsun. Ben açık konuşan biriyim. Karşılığında da açıklık beklerim. O zaman iş kolaylaşıyor. Geri kalanı zaten birlikte hallederiz.
Kendine iyi bak. Umarım yollarımız kesişir. Kesişirse acele etmeyelim. Kapı açılsın, oturalım, bakalım o günün ritmi ne istiyor. Belki önce konuşuruz. Belki çay soğumadan yakınlaşırız. Belki bir bakış yeter. Bilemem. Biliyorum ki aceleyle kurulan şeyler kalıcı olmuyor. Ben Kültür’de, kendi evimde, kendi tempomda iz bırakmayı tercih ederim. Sen de kendini zorlamadan gelirsen, o oda ikimize de yeter.
Ziyaretçi Yorumları
Henüz onaylanmış yorum yok.
Yorum yapmak için tıkla →